13 Mayıs 2011 Cuma

"Yediğin içtiğin sana kalsın, bana köyünden bahset Newyorklu!"



Aşk için zaman makinesi icat eden bir fizikçi gördüm. 


2030 yılında her şey son derece mükemmeldi. 'The Future is now' yazan bir hareketli billboard vardı. Gelecekteydi işte. İnsanlar Ay'da yaşamak için çalışmalar yapıyorlardı. 2037'de yapılan bir çalışmanın verdiği zarardan dolayı yörüngesinden çıkan Ay, parçalanıyordu. 80 bin 2 yüzlere gelirken dünya defalarca yeniledi kendini. Çölleşti, buz tuttu, ağaçlar defalarca yok oldu ve yenileri çıktı. Sonra sanki her şey yeniden başladı. Sanki değil, kesinlikle her şey yeniden başladı. Newyork'lu bir bilimadamı olan fizikçinin konuştuğu dil, yani bizim ingilizce, bir kitabe dili olarak nadir insanların bildiği bir dildi. Ve insanlar kabileler halinde, köylerde yaşıyorlardı.  


Küçük siyahi çocuk ona şöyle dedi, "Bana köyünden bahset."

6 Mayıs 2011 Cuma

Film Gösterimleri

Olay Yerinden Bildiriyorum!

Hiç altından kalkamayacağınızı düşündüğünüz yoğun günler olur. Hep de üst üste gelir her şey. Usûl böyle tabi. Ben de içinde bulunduğum son dört günü ve bu hafta sonunu korkuyla bekliyordum. Geldi çattı. Yani şu an bizzat olay yerinden bildiriyorum. Her şey kontrol altında. Olması gerekenler oldu, diğerleri engellendi. Haftasonunun ardından teslim edilmesi gereken ödevler için hazırlık yapamıyor olmak dışında her şey yolunda gibi. 


Böyle yoğun günlerde, gün ortasında kalabalıktan kaçıp bir kapının arkasında yükses sesle şarkı dinlemek müthiş bir haz. Üç dakikalık mükkemmel bir kaçış planı hazırlamak, her şeyi çekilir kılıyor. Bir de tabi, eve yorgun argın geldiğinde tam uyuyacakken dinleyeceğin şarkıyı düşünmek. İşini seven insana bile evi özleten bir heves bu. 


Birkaç gece önce kutsal harddiskimde bulduğum eski bir şarkımı, yıllar sonra tekrar art arda  dinlemeye başladım. 
Son üç gecedir bana evi özleten şarkı; 'Işığın Yansıması- Bir Serüvenin Tanımı'.


Bak yine başladı.





2 Mayıs 2011 Pazartesi

Üşen, ertele, vazgeçme.


"Şapkanızı Çıkarın"

Yaklaşık iki yıldır sahip olmak istediğim blog sayfamı, kalbimin bir köşesinde saklamaktan gerçekten çok sıkıldım! Mekan değiştirip mevcudiyetini gerçekleştirmesi gerekiyordu artık.

Onca zaman üşendim, erteledim ama asla vazgeçmedim. Geriye modası geçmiş bir heves kalsa da, 'bunu yap' dedim artık kendime.

Hayatımın en miskin günü bugün üstelik!

Hayatımın en miskin gününün hatırasını merak edip, kafasını kapıdan içeri uzatmak isteyenler olur belki. Onlardan bir tek isteğim var; şapkanızı çıkarın.